5-EVLİLİĞİMİZİN HASTALIĞI NE

EVLİLİĞİMİZİN HASTALIĞI NE?

Haz ve hız çağında olduğumuzun farkındayım. Bu yazıyı uzun tutarsam okunmayacağının da… Bu yüzden hem konuyu iyi anlatabilmek hem de sizi sıkmamak adına bir denge tutturmaya çalışacağım. Umarım başarırım.
İnsan hastalandığı gibi evlilikler de hastalanır. Hastalığın boyutu ve şiddeti onun tedavi şeklini belirler. Kimi hastalıklara hemen tedavi bulunurken kimileri sabırlı bir süreç istemektedir. Bazılarıysa tıbbın çaresiz kaldığı türdendir.
Evliliğin doktorları da Aile Danışmanlarıdır. Artık yıllara dayanan tecrübemle aile danışmanlığıma müracaat eden çiftlerin sorunlarının boyutunu bugün farklı bir anlatımla; hastalıklarla metaforize etmeye çalışacağım.

1) ESTETİK SORUNLU EVLİLİK

Bu evlilikte sevgi ve güven vardır. Fakat sevgiyi ifade ediş biçimindeki farklılıklar ve birbirine uyumlanma problemleri yaşamaktadırlar. Birbirlerine duydukları sevgiyi daha canlı kılmak, birbirlerini daha iyi anlamak, ortak hedefler koymak ve bunları uygulamak adına aile danışmanına gelirler. Süreçleri birbirini daha fazla keşfetmek ve kişisel gelişimlerinin artmasıyla devam eder, mutlu ve meraklı gider gelirler. Böylelikle sevgileri artık kale duvarı gibi sağlamlaşmaya başlar.

2) GRİBAL ENFEKSİYONLU EVLİLİK

Bu evlilikte saygı, sevgi ve güven olsa da hafif zedelenmiştir. Kırgınlıkların büyümemesi adına erkenden alınan tedbirle aile danışmanına gelirler. Özellikle evliliğin ilk yıllarında 3-4 senelik sürede yani çiftin birbirine uyumlanma serüveninde ortaya çıkan ilişki sorunlarıdır. Bunları çözerken erkek ve kadında ufak tefek değişim direnci olsa da değişim daha kolay ve süreç kolay yönetilebilirdir.
Düğün aşamasında yaşanan gerginlikler, nerede nasıl yaşanacağına ilişkin yaşanmış tartışmalar, karı ve kocanın hala bekârlıktaki hayatını özlemesi ve devam ettirmeye çalışması, tarafların üstlenemedikleri sorumluluklar bu türden evliliklere girer. Yapılan aile danışmanlığı aradaki buzları eritir, değişen ve gelişen yeni halleriyle hem kendi kişiliklerine değer veren hem de BİZ duygusunun dengelice yaşanmasıyla süreç iyi ilerler.

3) YARI FELÇLİ EVLİLİK

Bu evlilikte çiftlerden biri daha çok aile sorumluluğunu göğüslemiş ve yaşanan sorunları bertaraf edip huzura kavuşmak için adeta kendini paralamıştır. Zar zor eşini ikna ederek (ki çoğunlukla kadınlar olmaktadır) aile danışmanlığına getirebilmiştir. Zorla getirilen eşin aile terapisine katkısı ya çok az yahut hiç yoktur. Hatta kimileri bu evlilik sorunlarının abartıldığını, aslında buna ihtiyaç olmadığını, eskiden aile danışmanları mı varmış havasında ya da hanım sen ne yaparsan yap ben bu evlilikte bir sorun görmüyorum diyerek isterse kendisinin yalnız olarak bu sürece devam edebileceğini söyleyip terapiyi bırakırlar. Burada yalnız kalan eş hem öfke hem çaresizlik yaşar. Aynı zamanda içine şüphe de girmiştir. Acaba gerçekten kocasının dediği gibi abartıyor mudur, öyleyse mevcut sorunlar neden yıllardır yaşanıyordur. Burada yalnız bırakılan eş ya bireysel olarak terapisine devam eder ya da kendisi de çaresizce terapiyi tümden bırakır.

Bireysel olarak devam ederse sistem teorisine göre kendisinin değişimine bağlı olarak eşi ile olan ilişkilerinde pozitif bir değişim meydana gelip gelmediğine bakar. Mesela eşine karısı gibi değil de annesi gibi davranmışsa anne olmayı bırakıp tamamen kadın gibi davrandığında kocasında pozitif değişimler meydana gelebilir. Veya kocası, anne ilişkisini benimsemişse ve artık o anne yoksa daha çok öfkelenebilir. Terapide bireysel ilerleyen biri ya eşinin yapıp ettiklerine daha çok sabır geliştirerek kendi kişisel gelişimine yatırım yapar ve eşi olmaksızın kendini değerli ve yeterli hisseder ya da kişisel olarak güçlenir ve eşi işbirliğine hiç bir şekilde gelmiyorsa boşanma yoluna gider. Terapiye katılmayan eş bunu hissederse terapiyi sabote etmeye başlar; mesela terapiye gitmesini yasaklar, para vermez vs.

4) AĞIR YARALI- KANSER BAŞLANGIÇLI EVLİLİK

Kişiler sevgiyi veya güveni sarsacak hal ve hareketler içine girmişlerdir. Aldatma, geniş aile sorunlarını yönetememe, evlilikte yanlış tercih yaptığını düşünerek yıllarca bu tercihe katlanma şeklinde gördüğümüz evliliktir. Bu evlilik toplumsal baskıları yaşayan, bireyleşme gücünü elde edememiş, çaresizce acı çeken, çocukları için bu evliliğe katlanan, sürekli tartışmaların olduğu ve hep aynı kısır döngüleri tekrar eden kişilerin evliliklerdir.
Bu evlilik türü acilen klinik yatışlı tedavi almalıdır. Ne demek istiyorum? Daha çok bakım gerektiren, kişilerin ancak birbirlerini kaybettiklerinde çekecekleri acıyı fark ederek “yeniden” daha çok saygı temelini geliştirerek elde edecekleri güvenle ilişkilerine devam edebilirler. Fakat bir kısmı bu bakıma harcanacak süreyi ve çabayı boş görerek terapilere gelmemeye başlar. Aslında terapiye geliş nedenlerinden biri de kendisine profesyonel bir şahit aramaktadır. Yani aslında beklentisi odur ki Aile Danışmanı ona; “bu evlilik yürümez ayrılmalısınız” desin. Böylece kendisinin ne kadar haklı olduğunu cümle aleme ilan edecektir. Oysa profesyonel bir aile danışmanı çiftlerin evli kalmaları veya boşanmalarına dair görüş beyan etmez, her iki tarafa ayna tutarak, devam edilebilir tarafı varsa tutunmayı, devam edilebilir tarafı yoksa boşanma durumundaki konulara ve duygulara eğilerek nitelikli bir ilişki içinde kalmalarına yardım etmeye çalışır. Boşanma veya devam kararını kadın ve erkek birlikte verirler, bu sorumluluk tümden onlara aittir.

5) METASTAZ YAPMIŞ EVLİLİK

Bu evlilik ağır bir kansere müzmin bir hastalığa tutulmuştur. Ne saygı ne sevgi kalmıştır. Taraflardan biri ya da ikisi net olarak kafasında bitirmiştir bu evliliği. Aldatan aldatmaya devam etmiş, uzaklaşan daha çok uzaklaşmıştır. Kişilerde ya sürekli birbirini suçlama, ah etme ya da derin ve sessiz bir ilgisizlik hakimdir. Bu şekilde bir ya da iki seans dayanabilirler aile danışmanlığına. Aslında aile olma vasıfları çok önceden bittiği için artık aile danışmanlığı onlara fayda sağlamaz, burada kişilerle ayrı ayrı çalışıp öfke ve duygu boşalımı ve bu öfkenin geçmişteki anlamı araştırılmalıdır. Zedelenen kişiliklerin tamiri gerekmektedir.
Peki, sizin evliliğinizin hastalığı nedir? Hastalığınız metastaz yapmadan tedbir almaya ne dersiniz?

Mehmet Akif Aydın
Uzman Psikolojik Danışman